Hanzade Engin
Hanzade Engin
03 Aralık 2017 Pazar 19:18
Zarrab davasının arkasından üç ülke çıktı

Haber7'nin özel haberine göre Çok sayıda İngilizce canlı yayın yapan sosyal medya hesaplarının adresi de bizi Pensilvanya ve Kanada’ya götürüyor.

Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) Başkanı Aslan Değirmenci, ABD’de devam eden kumpas davası hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Haber7’nin sorularını cevaplandıran Aslan Değirmenci, algı operasyonlarının hangi ülkelerden yürütüldüğünü deşifre etti.

ABD'deki kumpas davasında gösterilen tanıklar hakkında neler söylemek istersiniz?

Tanık değil, Fethullahçı Terör Örgütü üyesi olan tanıdıklar bunlar. Tanık olarak sunulanlardan ikisi de kumpas belgelerini Türkiye’den ABD’ye kaçıran isim. Biri FETÖ firarisi hakkında yakalama kararı çıkarılan eski Bankalar Yeminli Murakıbı Osman Zeki Canıtez diğeri ise yine hakkında yakalama kararı bulunan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekili Aykan Erdemir… Koalisyon açık. İhanet ortada. Bilirkişiler ise Demokrasileri Savunma Vakfı.. Yahudi lobisinin kurduğu bir vakıf ve yöneticilerinin FETÖ ile ilişkileri defalarca fotoğraflanmıştı. Kaldı ki Emre Uslu söz konusu vakfın üyeleriyle defalarca panellerde ortak sunumlar yapmıştır. CHP’li Erdemir ise söz konusu vakfın görevlisi. Türkiye uzmanı olarak görev yapıyor. Aldığı görev anlaşılan Türkiye düşmanlığı.. O da yerine getiriyor, CHP ise sessizce izliyor. Altını çizerek belirtelim davanın hakimi Richard Berman, FETÖ’nün düzenlediği sempozyuma katılıyor, üstelik direk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alıyor. Bu mu tarafsız yargı?

Zarrab davasında bilirkişi olan FDD (Demokrasi Savunma Vakfı) Başkanın 15 Temmuz gecesi attığı twitler var. Twitler de açıkça darbenin önlenmesine üzüldüğünü ifade ediyor. Dava bittiğinde utanacak taraf ABD olacak. Dünya ülkeleri oynanan oyunu tümüyle görecek. ABD kendini savunamayacak hale gelecek. Altını çizerek belirtmeliyim ki; Haziran ayında Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Washington Büyükelçisi Yusuf el-Uteybe'nin "hacklenen" e-postalarından, BAE ile FDD arasında çok sıkı ilişkilerin olduğu da ortaya çıkmıştı.

Karanlık Odalarda İçeriği Boşaltılmış Bilgileri Yaygınlaştırıyorlar

Tanıdık bir algı operasyonu yürütülüyor sanki…

Süreci yürüten küresel güçler ve içerideki destekçileri Gezi, 17-25 Aralık ve Kobani olaylarını merkeze alarak çalışmalar yürütmek istiyorlar. Amaç aynı materyaller farklı. Gezi, 17/25 Aralık ve Kobani olaylarında ittifak yapan ne kadar yapı varsa şuan sosyal medya da birlikte hareket ediyorlar, karanlık odalarda içeriği boşaltılmış bilgileri yaygınlaştırarak gerginlik çıkartmaya çalışıyor.

 

IP Adresleri Bizi ABD, İngiltere ve Kanada’ya Ulaştırıyor

Söz konusu sosyal medya hesaplarını ve gazete haberlerini UMED olarak incelediniz mi?

Evet. Durumu şöyle anlatayım: Dava üzerinden algı operasyonu yürüten sosyal medya hesapları kontrol edildiğinde üç ülke ABD, İngiltere ve Kanada karşımıza çıkıyor.  Çok sayıda İngilizce canlı yayın yapan sosyal medya hesaplarının adresi de bizi Pensilvanya ve Kanada’ya götürüyor. Yine son bir ay içerisinde İngilizce yayın yapan haber sitesi sayısında bir anda çoğalma olduğu görülüyor. Söz konusu sitelerin haber manşetlerinde kumpas davası ve Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtlığını görüyoruz. Algıyı yönetmek için söz konusu sitelerde yapılan yalan haberleri sosyal ağlarda yaymaya çalışanlar ise yine FETÖ’cüler. 

NeoCon Medyasının Manşetlerini FBI Atıyor

ABD’de ise son iki haftadır yayın yapan bazı gazeteler var. Gazetelerin manşetlerini FBI atıyor. Öyle ki haberlerde hem özne hem kaynak gizlenerek psikolojik harp yürütülüyor. Belge de yok, yapılan bir açıklama da yok; masa başında üretilen doğruluktan uzak bilgiler gazete sayfalarına taşınıyor. İstihbarat örgütleri NeoCon destekli gazeteler ile Türkiye’yi pazarlığa zorlamaya çalışıyor. Oysa pazarlık söz konusu olamaz. Türkiye oyunun farkında ve siyasileştirilmiş davanın amacını biliyor. Bizim için Zarrab dahil kimsenin ifadesinin bir anlamı yok. İddialarda yok hükmünde ve geçersizdir. ABD medyasından söz etmişken bir hatırlatma yapalım; Türkiye’de istihbaratçı FETÖ’cüler hazırlıyor, Taraf yayınlıyor, FETÖ'cü diğer medya organları anında yaygınlaştırıyordu. Benzer bir durum ABD için geçerli bugün. FBI hazırlıyor, NeoCon medyası yayınlıyor, FETÖ başta olmak üzere Türkiye karşıtı ne kadar sosyal medya hesapları ve internet siteleri varsa yaygınlaştırıyor.

Yalan Haberler İddianamede Yerini Almış

İddianamede dikkat çeken farklı detaylar var mı?

Deliller hakkında bilgi gizleniyor. Oysa deliller konusunda şeffaf olmak mahkemenin birinci görevidir. Delillerin nereden geldiği, alındığı elde edildiğine dair bilgi yok. İddianame de yer alan tapelerin orjinalleri ise ortada yok. Montajlı olduğu net olan tapeler delil sayılamaz. Delil dosyalarında düşünün tarih bile yok.

FETÖ’cüler eliyle hazırlanan 17Aralık fezlekesi kumpas iddianamesinin büyük bölümünü oluşturuyor. Ayrıca hükümet tarafından tekzip edilen, yalan olduğu belgelenen bir çok haberde kumpas iddianamesinde… Kaldı ki kumpas davasında deliller dosyası yaklaşık 16 bin sayfa. Avukatlardan ise anında savunma bekleniyor. Bunu yapmak mümkün mü? Normal şartlarda 10 kişilik bir avukat ekibi oluştursanız dosyayı incelemeleri ve savunma hazırlamaları en az 3 ayı alır. Ancak dava talebe rağmen ertelenmiyor.

Kimse Türkiye’yi Yargılayamaz

İddianamede ilginç yanlışlıklar olduğu da gündeme geldi…
Benim ilk gördüklerim; Zafer Çağlayan’ın halen milletvekili gösterilmesi,  o dönem siyasette olmayan Berat Albayrak’ın dosyaya bakan olarak alınması oldu.  Şehid polis amiri Vefa Karakurdu da dosyaya ekleniyor. İddianame incelendiğinde FETÖ’nün emniyet ayağındaki bir çok isminde tanık olacağını gösteriyor. Söz konusu tanıkların yakında ABD Büyükelçiliği ve Başkonsolosluğu'yla telefon görüşmeleri ortaya çıkar.. Bir de iddianame o kadar hızlı yazılmış ki bir çok isim ve soyadı yanlış.  Şunun altını çizelim; Türkiye’yi kimse bu şartlar altında yargılayamaz. Türkiye’nin yargılandığını iddia edenler, iyi niyetli değil. Türkiye, BM’nin yaptırım kararlarına uyma sözü veren ancak ABD yaptırımları söz konusu olunca şerh koyan ülke statüsünde. 

Verilen Mücadeleyi Medya Sulandırmamalı

Kumpas davası devam ederken özellikle medyamıza bir uyarınız olacak mı?

Elbette. İçinden geçtiğimiz kritik süreci manipülasyon ve dezenformasyon ile zehirlemeye; terör koalisyonu ve emperyalizme yönelik verilen mücadeleyi sulandırmaya, medyanın hakkı yoktur. Bilinçli bir şekilde tersten propaganda yöntemiyle hedef saptırmak; vesayet ve küresel teröre örtülü destek vermektir. Bunu yapmaya kimsenin hakkı yoktur. Özellikle bugünlerde medya organları, yalan bilgi üretmekten, bilgiyi yalan olan başka bir bilgi ile harmanlayarak vermekten, kaçınmalıdır. Doğruluk, dürüstlük, hakkaniyet, dengeli ve sorumlu habercilik gibi değerler, gazeteciliğin temellerini oluşturmalıdır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.