Erdem Can
Erdem Can
13 Mayıs 2017 Cumartesi 10:58
Çok tartışılan Mustafa Kemal Paşa'nın Dine Bakış Açısı

-Afet İnanın kitabından,Mustafa Kemal Paşa'nın kendi el yazılarıyla dine bakış açısı!!
İşte O Yazı

"Prof. Dr. Âfet İnan ve M.Kemal Paşa tartışmalarının ayyuka çıktığı şu günlerde, mevzuu ‘bel altı'ndan tetkik etmek yerine; birinci el ‘kaynak'lar ve ‘el yazıları' ile delillendirip, 5816 rüzgârına kapılmadan istişâre etme arzusundayız. İnşaallah muvaffak oluruz…  

Haftanın gündemi, Âfet İnan ve M.Kemal Paşa münâsebeti... Makalemizin gündemi ise; Âfet İnan ve M. Kemal'in “bel altın”ndan ziyâde, “bel üstü”nden “vesikalar” ile olan münâsebeti…

Bir televizyon kanalında gerçekleşen 30 saniyelik “konuşma” üzerinden “konuşmayan” kalmadı. Hususiyetle, sosyal medyanın rüzgârıyla sağdan sola savrulup “âlim” kesilenlerin yanında, mevzu ile uzaktan yakından alâkası olmayanlar dahi, birkaç “kelâm” ederek, biz cahilleri aydınlattılar. Samimi, imanlı Kemalistler ise “Karşımıza vesika ile çıkın kardeşim. Kaynağı olmayan ithamlar ile atamıza fütursuzca saldırmayın” diyerek, aslen bir hakikâti haykırdılar. Madem ortada “topluma mal olmuş” birisi var ve hakkında “nutuk îrad etmek” hâsıl oldu; o vakit, vesikalı ve kaynaklı konuşmak, kafalarda soru işareti bırakmamak gerekir.



 

Medenî Bilgiler ve M.Kemal Atatürk'ün El Yazıları

Kütüphanemde, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu yani Türk Tarih Kurumu Yayınları'ndan; 1.baskısı 1969, 2.baskısı 1988'de yapılmış bir kitap var: Medenî Bilgiler ve M.Kemal Atatürk'ün El Yazıları… Kitap, Prof.Dr. Âfet İnan tarafından kaleme alınmış ve şu şekilde ithâf edilmiş: “Bu kitabı, Medenî Bilgiler'i okullarda okumuş olanlara armağan ediyorum.” Kitabın girizgâhında, hikâyesi de şöyle anlatılmış:

“M.Kemal Atatürk'ün XXV. ölüm yıldönümünde; Türk Tarih Kurumu, konferanslar tertip etmiş ve bunları kitap halinde yayınlanmıştır. O yıl aynı zamanda “Unesco” Genel merkezinde, bütün üye olan devletler Atatürk'ü anma kararı almış ve bu üye milletlerin kültür teşekkülleri yayınlar yapmışlardır.

Türk Tarih Kurumu'nun bu konferanslar serisinde ben “Atatürk'ün vatandaşlık hak ve vazifeleri üzerindeki düşünceleri” konusunu ele alarak işledim ve bilhassa Atatürk'ün el yazılariyle olan belgeleri dinleyicilere gösterdim. O tarihten itibaren elimde bulunan bütün yazıları tasnif ederek, kitap halinde yayınlamayı istedim. Meslek arkadaşlarım da beni bu hususta teşvik ettiler. O konferansımda bütün “Medenî Bilgiler” kitabımın her konusunu belgeleriyle göstermeme imkân yoktu. Bunun için Atatürk'ün XXX. ölüm yıldönümü vesilesiyle bu “Medenî Bilgiler” kitabının hazırlanma tarzını, el yazılariyle belgelerine dayanarak izah etmek istiyorum. Bu yazıların çoğunluğu Atatürk'ündür. Ancak kendi meslekî hayatımdan bahsetmemin mazur görülmesini rica ederim.


 

M.Kemal Paşa “Dikte” Ettirerek Kitap Yazdırıyor

1929/1930 ders yılında, Ankara Musikî Muallim Mektebinde öğretmenlik görevime, Yurt bilgisi ve Tarih derslerini vermek üzere başlamıştım. Yurt bilgisi için okutacağım ders kitabını Atatürk gördüğü zaman, bunu yeterli bulmamıştı. Kitabın konuları ise kendisini de ilgilendirdiği için, evvelâ benim Fransız lisesinde okuduğum “Instruction Civique” kitabımdan bazı tercümeler yapmamı istedi. Aynı zamanda, bu konulara ait çeşitli kitapları, genel sekreteri Tevfik Bıyıklıoğlu'na araştırtarak Almancadan bazı tercümeleri yaptırmıştı. Kendisi Fransızcadan ve Türkçeden okuduklarına bu tercümelerden de istifade ederek, bazı konuları bizzat yazmış veya bizlere yani bana ve genel sekretere dikte ettirmiştir. Benim o zamanki çalışmalarım bu konulara ait kitapları aramak, okumak ve icab ederse tercüme ederek notlar almak idi. Bu suretle Yurt bilgisi derslerimi program uyarınca bu yeni incelemelere göre veriyordum. “Medenî Bilgiler” adını verdiğimiz Yurt Bilgisine ait belgelerin elimde olanlarını şöyle sıralayabilirim:

1) Tercümeler ve çeşitli notlar.

2) El yazılariyle ilk müsveddeler (bunlar Atatürk'ün, Tevfik Bıyıklıoğlu ve benim) üzerinde düzeltmeler, ilâveler ve çıkarmalar vardır.

3) Tape edildikten sonra yeniden ilâve düzeltmeler olan kısımlar.

4) Bütün devlet ve hükümet teşkilâtından toplanmış olan bilgileri içine alan dosyalar (Bunlar sonradan Recep Peker'e verilmiş ve onun hazırlamasiyle, Medenî Bilgilerin II. cildi basılmıştır).

İşte bütün bu yazılardan sonra yayınlanan broşür ve kitaplar ise şöyle sıralanabilir:

1) Broşür ve risale şeklinde “Türk Çocuklarına Yurt Bilgisi notları” Ankara 1929.

2) Her konu için ayrı kitap olarak: İntihap 72 sahife, Askerlik vazifesi 77 sahife, Şirketler ve Bankalar 172 sahife, Vergi bilgisi 98 sahife. Bu dört kitap 1930 yılında İstanbul'da basılmıştır.

3) Bütün bu konuların toplu olarak bir arada basılmış kitabı (141 sahife) “Vatandaş için Medenî Bilgiler” adını taşır. İstanbul 1930.

4) “Vatandaş için Medenî Bilgiler” adı altında orta okullarda okutulmak üzere basılmış olanlar ise şu tarihlerdedir: Maarif Vekâleti Millî Talim ve Terbiye dairesinin 7.IX.1931 tarih ve 2297 numaralı emriyle 7.VI.1932 tarih ve 1908 numaralı emriyle (191 sahife). 27.VI.1933 tarih ve 3113 numaralı emriyle (302 sahife). Bu kitaplar pek çok adette basılmıştır. Ancak her basılışta yeniden üzerinde düzeltmeler ilâveler yapılmış veyahut bazı kelimeler çıkarılmıştır.

Prof.Dr. Âfet İnan İmzalı Kitapların Yazarı M.Kemal Paşa

Bu kitaplar benim ismimle çıkmış olmasına rağmen, Atatürk'ün fikirleri ve telkinlerinden mülhem (esinlenmiş) olduğunu ve üslûbun tamamen kendisine ait olduğunu, tarihî hakikatleri belirtmek bakımından bana düşen bir ödev telâkki ediyorum. Ben bu konularda çalıştım, notlar hazırladım ve dersimi onlara göre verdim. Bu kitabımı Atatürk'ün çalışmaları ve fikirleri olarak yayınlarken, onun el yazılarını da birer belge olarak koymak istedim.” Prof.Dr. Âfet İnan / 14 Haziran 1968

Bahse konu olan kitap ile alâkalı olarak, M.Kemal Paşa ile İ.İnönü arasında geçen resmî yazışma da kitaba konulmuştur:

“Bu kitabın, okutulacağı sınıfların yukarısına geçmiş olan talebeye de, mekteplerini bitirmeden evvel programlara ilâve olarak okutulmasını çok faydalı bulurum. Bundan başka bu kitapların memlekette yurtdaşlara okutulması için revaç temin edilecek her tedbirin kıymetli olacağı kanaatinde bulunuyorum.

Bu mülahazalarımı Hükûmetin takdirine ve Maarif Vekâletinin usulü dahilinde yapacağı tetkikat ve alacağı mukarrerata terkediyorum Efendim.” Reisicümhur Gazi M.Kemal / 18 Eylül 1931

“Büyük Reisicümhur Hazretlerinin yüksek takdirlerine göre, icabı ifâ buyurulmak üzere Maarif Vekâletine takdim.” İsmet / 20 Eylül 1931

Bu “kaynak” kitabın muhtevâsını tetkik ederken, M.Kemal Paşa'nın el yazılarından iktibâslar yapıldığını, lâkin ne kadar enteresan ki;  Transkripsiyon (yazılı kaynağın başka bir formata, ortama dönüştürülmesi) esnasında, aşağıdaki kısımların yok edildiğini gördüm. İnanılmaz gelebilir, lâkin kendi kurduğu müessese, M.Kemal Paşa'nın notlarını “sansürleyerek” neşretmişti. Lafı uzatmadan, sansürlenen el yazılarının, transkripsiyonunu biz yapalım ve harfi harfine, okuyucularımızın istifadesine takdim edelim…

 

M.Kemal Paşa'nın El Yazıları İle “Din”e Bakış Açısı

“Din birliğinin de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyliyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz.

Türkler İslâm dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Bu dini kabul ettikten sora, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de sairenin Türklerle birleşip hür millet teşkil etmelerine tesir etmedi. Bilâkis, Türk milletinin millî bağlarını gevşetti; millî hislerini, millî heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabiî idi. Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde, şamil bir ümmet siyasetine müncer oluyordu. Bu arap fikri, Ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammedin dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa, hayatlarını allah kelimesinin, her yerde yükseltilmesine hasretmeğe mecburdurlar. Bununla beraber, allaha kendi milli lisanında değil, allahın arap kavmine, gönderdiği arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe, allaha ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyyet karşısında türk milleti bir çok asırlar, ne yaptığını, ne yapacağını bilmeksizin, adeta, bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuran'ı ezberlemekten beyni sulanmış, hafızlara döndüler. Başlarına geçebilmiş olan haris serdarlar, türk milletince, karışık, cahil hocalar ağzıyle, ateş ve azap ile müdhiş bir muamma halinde kalan, dini, hırs ve siyasetlerine alet ittihaz ettiler. Bir taraftan arapları zorla emirleri altına aldılar, bir taraftan avrupada, allah kelimesinin ilâsı (yüceltilmesi) parolası altında, hıristiyan milletlerini idareleri altına geçirdiler. Fakat onların dinlerine ve milliyetlerine ilişmeyi düşünmediler. Ne onları ümmet yaptılar, ne onlarla birleşerek bir kuvvetli millet yaptılar. Mısırda, belirsiz bir adamı halifedir diye yok ettiler, hırkasıdır diye bir palaspareyi (pasaklı-yırtık kıyafet), hilâfet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular, halife oldular. Gâh şarka, gâh garba veya her tarafa birden saldıra saldıra Türk milletini allah için, peygamber için topraklarını, menfaatlerini, benliğini unutturacak, allaha mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadete öldükten sonra ahirette kavuşacağını vaat ve temin eden dini akide ve dini his, millet uyandığı zaman onun şu acı hakikati görmesine mani olamadı. Bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin, ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek ahiret hayatına kavuşmak telkin eden din hissi; dünyanın acısı duyulan takatiyle derhal Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri, türk düşmanları olan arap çöllerine gitti. Türk vicdanı umumisi, derhal, yüzlerce asırlık kudret ve küşayişiyle (açıklıkla, ferahlıkla), büyük heycanlarla çarpıyordu. Ne oldu? Türkün milli hissi, artık ocağında ateşlenmişti. Artık türk, cenneti değil, eski, hakiki büyük türk cedlerinin mukaddes miraslarının, son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte dinin, din hissinin türk milliyetinde bıraktığı hatıra…” [Prof.Dr. Âfet İnan, Medenî Bilgiler ve M.Kemal Atatürk'ün El Yazıları, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara-1988, 2.Baskı, Sayfa: 364-369]

 

Tarihçi-Hocaefendiler Vazife Başına

Hususiyetle, kalın font (yazı stili) ile “vurgu” yaptığım kısımların yorumunu, kıymetli okuyucularımın takdirine ve vicdanına bırakıyorum. Lâkin “Kuran'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlar”, “Mısırda, belirsiz bir adamı halifedir diye yok ettiler, hırkasıdır diye bir palaspareyi (pasaklı-yırtık kıyafet), hilâfet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular, halife oldular.” kısımlarının tefsirini, Tarihçi-Hocaefendilerin yapmasını rica ediyorum. Dr.Rıza Nur kâfir olduğu için şahitliği kabul olmadığından, söyledikleri delil kabul edilmez ise; mü'mine ve muvahhide Prof.Dr. Âfet İnan'ın şahitliği, hem de mü'min ve muvahhid M.Kemal Paşa'nın el yazıları ile kendi ikrârları delildir. Hem de söylenenler direkt “din” mevzuu olduğuna göre, tam “hocalık” iştir yani… Hadi buyrun!. 5816'nın hışmına uğramadan, çıkın işin içinden…

Yenisöz

Haber :Erdem Can 

Suskun Medya

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.