Uzman Psikolog Naciye Tokaç Açıkladı! İşte Takıntılarla Baş Etmenin Yolları..
Hemen hemen herkesin hayatında başına gelen anlamsız, dürtüsel hareketler olmuştur. Takıntı haline getirdiğimiz mantıksız davranışlar için Uzman Psikolog Tokaç, Takıntılı düşüncelerin temelinde suçluluk duygusu ve mükemmeliyetçi kişilik yapısının yattığını söyledi.

Günümüzde birçok kişi en az bir kez belirli bir düşünce, durum, olayla ilgili şüpheye düşmüş, endişeye kapılmıştır. Şüphelenmek gerçek bir durumla ilişkili olduğunda sorun teşkil etmez ancak bazı şüphe içerikli, endişeli düşünceler vardır ki; kişi düşüncesi ile ilgili gerçek bilgiye ulaşmış olsa dahi rahatlamaz, rahatlayamaz. Evden çıkmadan önce ütü ya da ocağı tekrar tekrar kontrol etmek, herhangi bir şeyi yapmadığında başına kötü bir şey gelecek endişesi taşımak… Bu tarz düşünceler dürtüsel olarak istenmeden gelen, kişinin mantıklı kendine telkiniyle ortadan kalkar gibi olsa da yineleyici şekilde geri dönen ve kişiyi bunaltan düşüncelerdir. Hatta kişi o kadar bunalır ki; bu düşünceleri zihninden atabilmek ve rahatlayabilmek için saçma denilebilecek davranışlar bile gösterir. Günümüzde birçok kişinin baş belası olan ‘Takıntı’larımızı yenmenin yollarını Uzman Psikolog Naciye Tokaç Haberandum.com’a açıkladı.

Kişiyi bunaltan düşüncelerin en önemli yanı, kişisel olması yani herkes tarafından kabul edilemeyecek durumlarda kişinin aklına gelmesidir diyen Tokaç şu şekilde konuştu: Evden dışarı çıkmadan önce ocak, ütü, gaz vanası, kapı kilidini en az 3 defa kontrol etmek, kapıyı kapatırken 7’ye kadar saymazsa annesine kötü bir şey olacağını düşünmesi, hastane gibi herkesin dokunduğu kapı kolunu kullanırsa olası AIDS hastası birinin de bu kilidi tutma ihtimali sonucunda AIDS Hastalığı kapma korkusu nedeniyle kapı kolunu tutamama takıntılı düşüncelere ve saplantılı davranışlara örneklerdir. Bu örneklerden anlaşılıyor ki; oldukça sıra dışı, hatta saçma denilebilecek düşüncelerdir.

“OBSESYON-TAKINTILI DÜŞÜNCE”

Kişi bu düşüncelerini zihninden kovmak ve rahatlayabilmek için tekrarlayan davranışlar yapsa da bu düşüncelerin özelliği nedeniyle tekrar geri gelerek kişiyi daha yoğun bunaltır. Böyle düşüncelere zaman zaman oluşan şüpheli düşüncelerden farklı olarak “obsesyon-takıntılı düşünce” denilirken; bu düşünceleri zihinden atabilmek, rahatlayabilmek amacıyla yapılan davranışlara ise “kompulsiyon-saplantılı davranış” denilir.

‘HER TAKINTININ BİR SAPLANTILI DAVRANIŞI VARDIR’

Takıntılı şekilde zihnine gelen düşünceler oldukça dirençli olup kişiyi öyle bunaltır ki; kişi rahatlayabilmek için elinden gelen her şeyi yapar, takıntılı davranışlar ile rahatlamaya çalışır ancak düşüncelerin geri gelme özelliği nedeniyle tekrar geri gelir ve kişiyi bunaltmaya devam eder. Birçok çeşitli ve farklı özellikte takıntılı düşünce vardır. Temizlik, simetri, cinsellik içerikli, dini takıntılar, bulaşma ve kontrol obsesyonları en sık rastlanılan türleridir. Her obsesif düşüncenin en az bir kompulsif davranışı mutlaka vardır. Kişi birçok yol deneyerek içindeki bunaltıyı rahatlatmaya çalışır, çünkü bu gerçek bir kaygıyla eşdeğer bir korkudur.

 ‘KAYGILI BİREYLER YAŞAMININ ŞİMDİ VE GELECEĞİNİ KONTROL ETME EĞİLİMİNDEDİR’

 Takıntılı düşüncelerin temelinde suçluluk duyguları ve mükemmeliyetçi kişilik yapısı yatar. Bu yapı kaygı / endişe halinin  ruhsal yapılanmaya hakim olmasını sağlar. Kaygılı bireyler yaşamının şimdi ve geleceğini kontrol etme eğilimindedir.  Dolayısıyla karşılaştığı herhangi bir olumsuzluk sonucunda ise gözden kaçırdıkları bir şeyin olduğunu düşünür ve suçu  kendilerinde ararlar. Oysaki; yaşamı istediğiniz kadar planlamaya çalışın, çoğunlukla planların tutmadığını, hayatınızın  bir  akışının olduğunu ve akışın size yön verdiğini göreceksinizdir.

 
‘HASTANIN TERAPİYE İNANCI OLMALI’

 Takıntılı düşünceler ve tekrarlayan davranışların özellikleri nedeniyle terapi ve tedaviye direnci yüksek olmakla birlikte  öncelikle kişinin takıntılarının düzelmesi konusundaki kararlılığı ve terapiye inancı, güveni çok önemlidir. Takıntılar o  denli  bunaltıcı ve rahatsızlık vericidir ki; kişi ne yaparsa yapsın bundan asla kurtulamayacağına inancı yüksek,  tedaviye inancı  düşüktür. Bu nedenle iyileşme isteğinin çok yüksek olması ve karar vermek önemlidir. Çünkü tedavi  süreci uzun süreli v  ve yorucu olduğu için kişiye sıkıcı gelebilir.

‘ZİHİN BU MANTIKSIZLIĞI FARK ETMELİ’

Kişinin takıntılı düşünceleri aslında kişinin kendisine bile mantıkla açıklanamayacak kadar saçma gelir ama kendisine engel olamaz. Bu nedenle terapide kişinin düşüncelerinin mantıksızlığına değinilirken; aynı zamanda düşüncelerini test etme olanağı veren denemeler yapılarak kişinin zihninin bu mantıksızlığı fark etmesi sağlanır. Çoğu takıntılı düşüncenin altındaki bilinçaltı suçluluk hislerinin de çalışılması kişinin takıntılı düşüncelerine neden olan sebepleri de ortadan kaldıracaktır.
Haberandum.Com / Şule Altınel
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.